Yalnızlığın Demografisi
Türkiye’de artık her beş haneden biri yalnız yaşıyor. 2014’te %13,9 olan oran on bir yılda %20,5’e yükseldi. Tek başına yaşayanların oranı her geçen yıl sürekli artıyor.
TÜİK’e göre tek kişilik hanehalkı sayısı 5 milyon 523 bin 321’e ulaştı. Burada şunu belirtmek gerekiyor ki gösterge haneleri sayıyor. Dolayısıyla yalnız yaşayanlar nüfusun yaklaşık %6’sını oluşturuyor.
Aynı dönemde hanehalkı kompozisyonunun geri kalanı da değişti. Eş ve çocuklardan oluşan çekirdek ailelerin payı %45,7’den %37,5’e geriledi. Geniş aileler %16,6’dan %13,5’e indi. Boşanma oranlarının artışıyla tek ebeveynli ailelerin oranı %7,6’dan %11,3’e çıktı. Dolayısıyla Türkiye’de çekirdek ve geniş hanehalkı türü azalırken en hızlı büyüyen tek kişilik haneler oldu.
Peki kim bu yalnız yaşayanlar?
İlk akla gelen, bireyselleşmeyle birlikte gençlerin tek başına yaşamayı tercih etmesi. Ancak yaş ve medeni durum kırılımına bakıldığında tablo farklı bir yere işaret ediyor. Yalnız yaşayanlar arasında en kalabalık grubu eşini kaybetmiş 65 yaş üstü kadınlar oluşturuyor ve bu grup tek kişilik hanelerin beşte birine denk geliyor. Bunun arkasında kadınların daha uzun yaşaması var. Doğuşta beklenen yaşam süresi erkeklerde 75,9 yıl iken kadınlarda 81,1 yıla çıkıyor. 55 yaşına kadar her yaş grubunda tek başına yaşayan erkek sayısı kadınlarınkinden fazla. Bu yaştan sonra tablo tersine dönüyor ve aradaki fark yaş ilerledikçe açılıyor. Erkeklerde ise yoğunluk yirmili yaşlarının sonundaki hiç evlenmemiş gençlerde toplanıyor. Gençlerin geneline baktığımızda ise 30 yaş altındakilerin toplam payı %17’de kalıyor. Yalnız yaşama tek bir eğilimin değil, iki ayrı dinamiğin toplamı olarak beliriyor. Ağırlık merkezini 65 yaş üzeri kadınlar oluştururken bunu genç yalnızlar takip ediyor.
Son on yıldaki keskin artışa rağmen uluslararası tabloda Türkiye alt sıralarda yer alıyor. OECD verilerine göre tek kişilik hane oranı Finlandiya, Almanya ve Norveç’te %40’ın üzerinde. AB ve OECD ortalaması üçte bir düzeyinde seyrediyor. Türkiye beşte birlik oranıyla OECD ülkeleri arasında yalnızca Kosta Rika ve Meksika’nın önünde, sondan üçüncü sırada bulunuyor. OECD, tek kişilik hane oranını belirleyen iki etken sayıyor. Bunlar gençlerin ebeveyn evinden ne kadar erken ayrıldığı ve yaşlıların çocuklarından ayrı yaşayıp yaşamadığı.
Her iki etken de Türkiye’nin OECD ülkeleriyle arasındaki farkı gösteriyor. Türkiye, 20-29 yaş aralığındaki gençlerin tek başına yaşama oranının düşük olduğu ülkelerden biri. Tek kişilik hanelerin ağırlık merkezinde yaşlı kadınlar dursa da Avrupa ülkelerine nazaran yaşlıların önemli bir bölümü hala çocuklarıyla birlikte yaşıyor. Türkiye’de yaşlı bireylerin %37,9’u en az bir çocuğuyla aynı adreste ikamet ediyor.
Türkiye’de yükselen evlilik yaşı, artan boşanmalar ve güçlenen bireyselleşme yalnız yaşama pratiğini kuşkusuz genişletiyor. Ancak kamuoyundaki tartışma ağırlıklı olarak yalnızlaşan gençler üzerinden yürürken veriler başka bir yere bakıyor. Türkiye’de yalnız yaşayanların en kalabalık kesimini eşini kaybetmiş yaşlı kadınlar oluşturuyor. Dolayısıyla nüfus yaşlanmaya devam ettikçe göstergenin bu ucu daha da ağırlaşacak. Yaşlanan bir toplumda bu tablo, bakım ve sağlık hizmetlerinin kapasitesini belirleyici bir başlık haline getirecek.
(Rapor Bülteni’nden)



