NATO’yu Nasıl Bilirsiniz?
Rapor Bülteni’nde yer alan #BirGöstergeBirYorum serisinin son sayısında İLKE Vakfı Araştırmacısı Enes Koru tarafından kaleme alınan Türkiye’de NATO algısı yazısını sunuyoruz.
NATO Zirvesi 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanıyor. Türkiye 2004 İstanbul Zirvesi’nden sonra ittifakın en üst düzey toplantısına ikinci kez ev sahipliği yapacak.
Pew Research Center‘ın 13 NATO üyesinde geçtiğimiz yıl yürüttüğü ankete göre, Türkiye’de NATO’ya olumlu bakanların oranı %30. Türkiye, Yunanistan ile birlikte ittifaka olumsuz bakan ülke konumunda. Diğer on bir ülkenin tamamında destek yarı seviyesinde veyahut üzerinde. Listenin başında %81 ile Polonya, %73 ile Almanya ve %72 ile İsveç yer alıyor.
Aynı ankete yıllar içinde bakıldığında Türkiye’deki bu düşük oran yeni değil. 2010’ların başından 2019’a kadar NATO’ya pozitif bakış %15 ile %25 arasında dalgalanıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından oran 2024’te %42’ye yükselerek son yirmi yılın en yüksek değerine ulaşıyor. Uzun vadede Türk kamuoyunun NATO’ya bakışı, üye ülke ortalamasının belirgin biçimde altında seyrediyor.

Bununla birlikte, olumlu bakmak ile gerekli görmek aynı şey değil. Kadir Has Üniversitesi Global Akademi Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması‘na (2022) göre Türkiye’de her on kişiden altısı NATO üyeliğinin sürmesini istiyor. Üyeliğin Türkiye’ye katkı sağladığını düşünenler %52 seviyesinde. GMF’nin Transatlantic Trends araştırmasında ise 2023’te NATO’yu ülkesinin güvenliği için önemli görenlerin oranı Türkiye’de yaklaşık %77. Tablo, NATO’nun bir güvenlik aracı olarak işlevsel kabul edildiğini, kuruma yönelik itibari onayın ise bunun gerisinde kaldığını gösteriyor.
Bu mesafe en somut biçimde Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik algıda görülüyor. Pew Research Center’ın 2024 raporunda Türk kamuoyunda ABD’ye olumlu bakanların oranı %18 ile ölçülen altı büyük güç içinde en düşük seviyede. Yine Kadir Has Üniversitesi araştırmasının Türkiye’ye tehdit oluşturan ülkeler sorusunda ABD ilk sırada yer alıyor. İttifakın çatısını ve liderliğini üstlenen ülkenin hem en az olumlu bakılan hem de en çok tehdit algılanan ülke olması, NATO’ya yönelik araçsal destek ile zayıf intiba arasındaki açığı büyük ölçüde açıklıyor. Kamuoyu, ittifakı bir güvenlik şemsiyesi olarak korumayı tercih ederken ittifakın temsil ettiği siyasi eksene mesafeli duruyor.

Bu mesafe tek taraflı değil. GMF’nin “ülkeniz için güvenilir bir ortak mı?” sorusunda Türkiye, ankete dahil aktörler arasında en güvenilmez bulunan ülke. Türkiye için verilen cevapların genel ortalaması %25. Almanya’da katılımcıların sadece %16’sı, İsveç’te ise %14’ü Türkiye’yi güvenilir ortak olarak görüyor. Dolayısıyla Türkiye’nin ittifaka mesafeli kamuoyu ile ortakların Türkiye’ye yönelik güvensizliği birbirini besleyen unsurlar olarak ortaya çıkıyor.
Veriler, üyeliğin güvenlik gerekçesiyle sahiplenildiğini, ittifaka ve onun lider ülkesine yönelik kamuoyu onayının ise sınırlı kaldığını gösteriyor. Bu tablo, Türkiye’nin NATO içindeki fiili konumunu doğrudan belirlemiyor. İttifak üyeliği ve askeri işbirliği, kamuoyu eğilimlerinden bağımsız bir devlet politikası. Ancak kamuoyu algısı, bu politikanın hareket alanını ve iç siyasetteki karşılığını biçimlendiren bir zemin sunuyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde toplanacak zirve, bu tablonun arka planında Türkiye’nin Batı’yla olan gelgitli ilişkisinin yeni bir aşamasında gerçekleşiyor.
