Türkiye’nin Uluslararası Öğrenci Hareketliliğinde Yükselen Konumu
Eğitim için ülke değiştiren öğrencilerin sayısı dünyada her yıl artıyor. UNESCO verilerine göre 7 milyon öğrenci kendi ülkesi dışında yükseköğrenim görüyor. Türkiye son on yılda bu hareketlilikte öne çıkan ülkelerden biri oldu. Yaklaşık on yıl önce Türkiye’de uluslararası öğrenci sayısı 50 binin altındaydı. Uluslararası öğrenciye yönelik politikalarla birlikte bu sayı 7 kat artarak YÖK verilerine göre 2024-2025 öğretim yılında 337 bine ulaştı.
Türkiye son on beş yılda uluslararası öğrenciyi yükseköğretim ve dış politikanın ortak bir başlığı olarak ele aldı. 2010’da yabancı öğrenci kabulüne ilişkin düzenleme değişti. 2012’de Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) devlet ve hükümet burslarını Türkiye Bursları çatısı altında birleştirdi. Suriye iç savaşının ardından yaşanan göç, vakıf üniversitelerinin büyümesi ve Türkiye’nin tarihi ve kültürel bağları bulunan ülkelerdeki nüfuzunun artışı da öğrenci sayısındaki yükselişin başlıca etkenleri arasında öne çıkıyor.

Bu büyüme Türkiye’yi uluslararası öğrenci sayısında dünyanın ilk 10 ülkesi arasına taşıdı. Institute of International Education’ın Project Atlas 2024 verilerine göre ilk üç sırada ABD, Kanada ve Birleşik Krallık yer alıyor. Dördüncü sıradaki Avustralya ile birlikte listenin başını İngilizce konuşulan ülkeler oluşturuyor. İngilizcenin dünyada ortak dil olması, bu ülkelerden alınan diplomaların prestijli kabul görmesi ve mezuniyet sonrasında sunulan çalışma ve oturum imkanları buralara yönelik talebi besliyor. Ayrıca bu ülkelerde eğitim bir noktada hizmet ihracatına dönüşmüş durumda.
İlk beş ülke dünyadaki uluslararası öğrencilerin yarısından fazlasına ev sahipliği yapıyor. Türkiye ise 337 bin öğrenciyle Almanya’nın hemen arkasında yedinci sırada bulunuyor ve uluslararası öğrencilerin yaklaşık %5’i Türkiye’de okuyor.

Türkiye’de açıköğretim hariç yükseköğretim öğrencilerinin %7,5’ini uluslararası öğrenciler oluşturuyor. Bu oran Kanada’da %39, Avustralya’da %31, Birleşik Krallık’ta %27 düzeyinde bulunuyor. Bu ülkelerde üniversiteler uluslararası öğrencilerden yerli öğrencilere göre çok daha yüksek harç alıyor ve bu gelir yükseköğretimin finansmanında önemli bir yer tutuyor. Kanada’da her 10 öğrenciden yaklaşık 4’ü uluslararası öğrenci olarak kayıtlı iken Türkiye’de bu oran 13 öğrencide 1’e karşılık geliyor.

Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin yaklaşık yarısı dört ülkeden geliyor. Suriye 54.794, Azerbaycan 42.971, Türkmenistan 37.543 ve İran 31.487 öğrenciyle ilk dört sırayı oluşturuyor. Kazakistan, Irak ve Mısır bu dört ülkeyi izliyor. Suriye’nin ilk sırada yer alması, iç savaşın ardından Türkiye’ye yerleşen Suriyeli nüfusla ilişkili. Bunun dışında Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin üçte ikisi Orta Doğu, Orta Asya ve Kafkasya’dan geliyor. ABD ve Kanada’da da öğrencilerin yarıdan fazlası iki ülkeden, Hindistan ve Çin’den kayıt yaptırıyor.

Sonuç olarak, Türkiye on yılda uluslararası öğrenci sayısını 7 kat artırarak dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdi. Öğrencilerin büyük bölümü Türkiye’nin tarihî ve kültürel bağlarının bulunduğu yakın coğrafyadan geliyor. Bu tablo Türkiye’yi bu coğrafya için bölgesel bir çekim merkezi olarak konumlandırıyor. Sayısal büyüme, yükseköğretimin uluslararasılaşması, kamu diplomasisi ve nitelikli beşeri sermaye açısından önemli bir kazanım anlamına geliyor. Bu kazanımın sürdürülebilir olması için önümüzdeki dönemde büyümenin nitelik odaklı bir öğrenci kabulü, uzun vadeli bir uluslararasılaşma vizyonu ve mezunların takibiyle kurulan kalıcı bağlarla desteklenmesi gerekiyor.
(Rapor Bülteni’nden)

