Allah Günahları İkiye Ayırmıştır

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

ALLAH GÜNAHLARI İKİYE AYIRMIŞTIR

YÜCE ALLAH ŞİRK İLE ŞİRK DIŞINDAKİ GÜNAHLARI AYIRMIŞTIR

“Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun (şirk) dışında kalanları dilediği kimse için bağışlar. Kim de Allah’a şirk koşarsa, hiç şüphesiz büyük bir günahla iftirada bulunmuş olur.” Nisa 48

Hariciler şirk dışındaki günahları şirkle eşitlemiş, her günah işleyeni müşrik kabul etmişlerdir. Allah’ın ve Resûl’ünün ayırdığını birleştirerek hadlerini aşmış, kulluk edebinden çıkmışlardır. Hariciliği eleştiriyor gibi yapanlar ise, şirki diğer günahlarla eşitleyerek tam tersi istikamette hadsizlik yapmış ve kulluk edebinden çıkmışlardır. Zira onlar da Allah’ın ayırdığını birleştirmişlerdir. İlginçtir; büyük çoğunluğu, şirk dışındaki günahları şirkten daha büyük görmektedir. Zinaya, içkiye ve kumara hiçbir şekilde müsahaması olmayanlar -ki haklılardır-, söz konusu şirk olduğunda cehalet, tevil, zaruret, maslahat… gibi kırk dereden su getirmekte; şirk dışındaki günahlara şirkten daha büyük tepki göstermektelerdir.

Ebu Hureyre’den (ra) şöyle rivayet edilmiştir:

“Resûlullah sabah namazının sünnetinde Kâfirûn ve İhlâs Surelerini okurdu.”

İbni Ömer’den (ra) şöyle rivayet edilmiştir:

“Ben Resûlullah’ı yirmi kere göz ucuyla takip ettim, akşamın farzından sonra kılınan iki rekâtla sabahın farzından önce kılınan iki rekâtta Kâfirûn ve İhlâs Surelerini okuyordu.”

Câbir ibni Abdullah’tan (ra) şöyle rivayet edilmiştir:

“Allah Resûlü tavaf için kıldığı iki rekâtta Kâfirûn ve İhlâs Surelerini okudu.”

Çünkü İhlâs Suresi tevhidi, Kâfirûn Suresi de tevhidden yüz çevirenlerin tekfirini içeriyordu. Allah Resûlü (sav) ümmetine bir ders vermiş oluyordu. Tevhid, Allah’ı birlemek ve O’nu (cc) birlemeyenlerden teberrî etmekle tamamlanır. Bu ikisi, birbirinden ayrılmayacak olan iki bütündür. Tevhid, kulun Allah’a karşı sorumluluğu ve Allah’ın kulun üzerindeki hakkı; tekfir ise Allah düşmanlarına karşı kulun sorumluluğu ve vazifesidir.

Şeriat, insanları dalaletten, isimlerle korumuştur.

“İsimler” Allah’ın (cc) sınırlarıdır. “Münafık” ismi nifakın sınırıdır. “Müşrik” ismi şirkin sınırıdır. “Kâfir” ismi küfrün sınırıdır. Bu isimleri silik hâle getirip, insanları bu isimlerden uzaklaştırdıklarında şirk, küfür ve nifak sınırları da karışır. Böylece insanlar İslam adına, İslam’ın kaldırdığı sapıklığa bulaşır. Ortaya İslam’dan, hidayetten ve buna bağlı olarak Allah’ın yardımı ve izzetinden uzaklaşmış toplum ortaya çıkar.

Allah’ın insanlara bildirdiği küfür, şirk, nifak gibi isimler; O’nun (cc) razı oldukları ile razı olmadıklarını ayıran sınırlarıdır.

Mekke döneminde Hanifler vardı ama toplumda etkili değillerdi. Çünkü Hanifler sadece tevhidi anlatıyor, kendileri gibi Hanif olanlarla bir araya gelip müşrikleri korkutacak bir İslam cemaati oluşturmuyorlardı. Allah cc karışık bir toplum mürekkep bir hayat kabul etmiyor. Tevhid ve şirk sera ve Süreyya gibi, siyah ve beyaz gibi taban tabana zıttır.  Allah Müslümanın gri alanda durmasını istemiyor, safları keskinleştirip onlardan beri olduğunu ilan etmesini istiyor.

Selametle Kalın!

Allah Günahları İkiye Ayırmıştır
Giriş Yap

Kriter Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!