İsrail’in Teopolitik Meşrulaştırma, İdari İlhak ve Bölgesel Çevreleme Stratejisi
Rapor Bülteni’nin 164. sayısında yer alan ve Millî İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından yayımlanan İsrail Yayılmacılığının Anatomisi başlıklı raporu mercek altına alıyoruz.
KAVRAMSAL ÇERÇEVE
- Toprak Temelli Yayılmacılık: Uluslararası hukukta tanınan sınırların ötesinde fiilî işgal, yerleşim birimleri ve tampon bölgeler vasıtasıyla mekânsal denetimin adım adım genişletilmesi pratiği.
- Hukuki-İdari / Kurumsal Yayılmacılık: Askerî emirler, idari yetki devirleri, kadastro düzenlemeleri ve altyapı projeleri aracılığıyla resmî ilhak ilan edilmeksizin işgal altındaki toprakların sivil bürokrasiye ve iç hukuk rejimine kademeli olarak entegre edilmesi.
- Demografik Yayılmacılık: Nüfusun mekânsal dağılımına müdahale edilerek zorunlu göç ettirme, yerleşimci nakli ve etnik-hiyerarşik vatandaşlık düzenlemeleriyle işgal alanlarındaki insani ve toplumsal yapının dönüştürülmesi.
- Eretz Yisrael (İsrail Diyarı): İsrail’in resmî devlet sınırlarını aşan, Yahudi halkı ile arasında tarihsel ve kutsal bir bağ kurulduğu iddiasına dayanan ve yayılmacı politikalara teolojik meşruiyet zemini sağlayan coğrafi ve dinî diyar tasavvuru.
- Güvenlikleştirme: Siyasi, ideolojik ve işgalci taleplerin varoluşsal bir beka ve ulusal güvenlik zorunluluğu olarak kurgulanarak toplum nezdinde meşrulaştırılması ve siyasal merkeze taşınması.
- MABAM (Savaşlar Arası Harekat): İsrail ordusunun (IDF) potansiyel tehditleri henüz oluşum aşamasındayken ve kendi sınırlarına ulaşmadan rakip ülkelerin egemenlik alanlarına saldırmasını esas alan önleme doktrini.
BULGULAR
- İsrail yayılmacılığı seküler güvenlik kaygılarından ibaret değil. Eretz Yisrael, vadedilmiş toprak ve seçilmiş halk anlatılarından oluşan güçlü bir teopolitik repertuar üzerinden İsrail yayılmacılığı meşrulaştırılıyor.
- Rapora göre, 1967 sonrasında dinî siyonist hareketler eliyle yürütülen yerleşimci faaliyetler, toprağı kutsallaştırarak işgal adımlarını tarihsel ve ilahi bir zorunluluk olarak topluma sunuyor.
- ABD merkezli Hristiyan siyonizmi, bu teolojik iddiaları ulusötesi bir siyasal baskı gücüne dönüştürerek İsrail yayılmacılığına dış meşruiyet ve diplomatik destek sağlıyor.
Toplumsal radikalleşme hızlanıyor, radikal sağ siyasi merkeze yerleşiyor.
- Raporda, İsrail toplumunun sağa aidiyet oranının toplumun yaklaşık 5’te 3’ünü kapsadığı belirtiliyor.
- Kendisini merkezde tanımlayanların oranı yaklaşık 4’te 1.
- Kendisini solda tanımlayanların oranı sadece 10’da 1.
- Genç kuşaklarda radikalleşme çok daha keskinleşiyor; 18-34 yaş grubundakilerin tam 4’te 3’ü kendisini sağda konumlandırıyor.
- Rapora göre seçim tablosunda Netanyahu’yu destekleyen radikal sağ ve ultra Ortodoks blok, Knesset’teki 120 sandalyenin yarısından fazlasını elde ederek idari yetkileri doğrudan devralıyor.
İşgalci fikirler normalleştirilirken Filistin egemenliği varoluşsal risk ilan ediliyor.
- 7 Ekim sonrası oluşan güvenlik şoku, toplumda var olan kuşatma zihniyetini derinleştirerek yayılmacı politikalara yönelik toplumsal desteği arttırıyor.
- Kamuoyu verilerine göre Yahudi toplumunun yaklaşık 3’te 2’si (%63) bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına ilkesel olarak karşı çıkıyor.
- Toplumun %44’ü Filistin devletinin terörü güçlendireceğini savunurken sağ seçmenler arasında bu kaygıya katılanların oranı yaklaşık %60.
Sözde yerleşimci hareket devlete eklemlenerek idari ilhakı kurumsallaştırıyor.
- Rapora göre yerleşimci örgütler marjinal bir grup olmaktan çıkarak bakanlıklar ve sivil bürokrasi içerisinde doğrudan karar alıcı konuma yükseliyor.
- 2026 yılı kararları doğrultusunda, 2030 sonuna kadar Batı Şeria’daki tescilsiz arazilerin %15’inin İsrail iç hukukuna göre kayda geçirilmesi hedefleniyor.
- 1 Ocak 2025’ten bu yana yerleşimcilerin düzenlediği 3.254 saldırı sonucunda 41.500’den fazla Filistinli yerinden edilirken 2.560’tan fazla yapı yıkılıyor.
MABAM doktrini bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor.
- İsrail’in güvenlik doktrini, sınır ötesi müdahaleleri sürekli kılan Savaşlar Arası Harekat (MABAM) yaklaşımı üzerinden güvenliğin maliyetini komşu ülkelerin egemenlik alanlarına yıkıyor.
- Genişleyen askerî müdahale kapasitesine rağmen İsrail, derinlik ve sürdürülebilirlik açısından ABD desteğine yapısal olarak bağımlı.
Türkiye ile İsrail arasında bölgesel düzen yarışı.
- Rapora göre, Türkiye ile İsrail arasındaki ayrışma, dönemsel krizlerin ötesine geçerek egemenlik odaklı düzen ile müdahaleci hiyerarşik düzen arasında yapısal bir rekabete dönüşüyor.
- İsrail; Doğu Akdeniz, Kızıldeniz, Afrika Boynuzu, Balkanlar ve Türk dünyasında hamleler yaparak Türkiye’yi jeopolitik olarak çevrelemeyi hedefliyor.
- Türkiye, bölge ülkelerinin devlet kapasitelerini güçlendirerek Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi bağlantısallık projeleriyle kapsayıcı bir güvenlik mimarisine öncülük ediyor.
