featured
  1. Haberler
  2. BALIKESİR
  3. Yükseköğretimde genişleme ve artan eğitim düzeyi

Yükseköğretimde genişleme ve artan eğitim düzeyi

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir Gösterge Bir Yorum

Rapor Bülteni’nden yayımlanan #BirGöstergeBirYorum serisinin sekizinci sayısında, İLKE Vakfı Araştırmacısı Enes Koru yazarlığında haftanın öne çıkan verisini mercek altına alıyoruz.

Haftanın göstergesi: Yükseköğretimde Genişleme ve Artan Eğitim Düzeyi

Çok değil, 20 yıl önce Türkiye’de okuma yazma bilmeyenlerin oranıyükseköğretim mezunu olanların oranından daha yüksekti.

Bugün bu tablo tamamen tersine döndü.

Biraz daha yakından bakalım.

Son 15 yılda eğitim düzeyinde dikkat çekici bir dönüşüm yaşandı. 2008’de 25 yaş ve üzeri nüfusun yaklaşık beşte biri herhangi bir okul mezunu değildi.

Yükseköğretim mezunlarının payı yalnızca %10 civarındaydı.

2024 yılına gelindiğinde okuma yazma bilmeyenlerin oranı %12,2’den %3’e geriledi, yükseköğretim mezunu oranı ise %25,2’ye yükseldi. Buna rağmen şu an nüfusun yarısından fazlası halen lise altı eğitime sahip. Bu durum, uzun yıllar eğitime erişimin sınırlılığının ve yükseköğretimin genişlemesinde geç kalınmışlığın toplumsal yapıdaki izini gösteriyor.

1970’den günümüze küresel brüt okullaşma oranlarına bakıldığında, Türkiye’nin yükseköğretime katılımının 1990’lara kadar dünya ortalamasının altında kaldığı görülüyor. Burada iktisadi gelişmişlik, yüksek teknoloji üretimi ve inovasyon kapasitesi gibi konularda sıkça Türkiye’yle karşılaştırılan Güney Kore örneği çarpıcı bir yerde duruyor.

1970’lerde yükseköğretime katılım oranı Türkiye ile neredeyse aynı olan Kore, 1980’li yıllarda ciddi bir atılım gerçekleştirirken Türkiye’nin benzer atılımı yaklaşık 20-25 yıl gecikiyor.

Türkiye’de asıl ivmelenme 2000’li yılların başında başlıyor, özellikle 2008 sonrası yükseköğretimin geniş kitlelere yayılarak hızlı bir kitleselleşme süreci yaşadığı görülüyor.

Kitleselleşme süreci sayılara net biçimde yansıyor. 2001/02 öğretim yılında %23,4 olan brüt okullaşma oranı 2024/25’te %100,6’ya ulaştı.

Burada şu notu düşmek gerekiyor ki brüt okullaşma oranı, sisteme kayıtlı her yaştan öğrenciyi kapsadığından ikinci üniversite ve açıköğretim gibi uygulamalar nedeniyle %100’ün üzerinde görülebiliyor. Yalnızca 18-22 yaş grubunu dikkate alan net okullaşma oranı ise %46,3. Bu açıdan küresel eğilimlerle paralellik gösteriyor.

Türkiye’de sıkça gündeme gelen “aşırı üniversitelileşme” ve “çok fazla mezun” tartışmalarını veriler ışığında yeniden değerlendirmek gerekiyor.

Niceliksel göstergeler, Türkiye’nin küresel standartlarla uyumlu bir okullaşma düzeyine ve mezun oranına ulaştığına işaret ediyor. Şu an genç nüfustaki yükseköğretim mezun oranı, OECD ortalamasında %47 iken Türkiye’de %43. Dolayısıyla asıl tartışılması gereken mesele, eğitimin niteliği ve eğitim sonrası istihdam uyumu.

Genel tabloda eğitim düzeyindeki artışı, toplumsal yapıyı dönüştüren en önemli dinamiklerden biri olarak düşünmek gerekiyor.

2008’de 70 milyonun üzerinde nüfusa sahip bir ülkenin kaydettiği bu hızlı ilerleme; evlilik yaşının yükselmesi, azalan doğurganlık oranı, hanehalkı yapısındaki değişim, kadın istihdamı, kentleşme ile toplumsal norm, değer ve rollerin dönüşümü gibi olguların zeminini oluşturuyor. Dolayısıyla eğitim düzeyini, bu toplumsal dönüşümleri anlamlandırırken göz ardı etmemek gerekiyor.

Yükseköğretimde genişleme ve artan eğitim düzeyi
0

Giriş Yap

Kriter Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!