İSLAM’A BİR BÜTÜN OLARAK GİRİN
“Ey iman edenler! İslam’a bir bütün olarak girin. Şeytanın adımlarına uymayın. O sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara Suresi 208)
Ayetin nüzül sebebi İman etmiş bazı Yahudiler Hz. Peygamber (sa)’e gelip: “Ey Allah’ın elçisi, bizler yahudi iken sebt gününe ta’zimde bulunurduk, bizi bırak (bize müsaade et) sebt gününe ta’zimde devam edelim. Tevrat Allah’ın kitabıdır, bize müsaade buyurun geceleri Tevrat’la ihya edelim.” dediler de Allah Tealâ “Ey iman edenler hep birden sulh ve selâma girin, şeytanın adımları ardına düşmeyin.” âyetini indirdi.
Ey iman edenler, bütünüyle İslâm’a girin. Hayatınızı tamamıyla Allah’a teslim edin. Hayatınızın tümünde Allah’ı söz sahibi bilin. Allah’ın kulu olduğunuzu unutmayın. Hayatınızın tümünde Müslüman olun. Hayatı parçalamayın.
Yani hayatınızın bazı bölümlerinde Allah’ın kulu, bazı bölümlerinde de başkalarının kulu olmayın. Bazen Allah’ı, bazen de başkalarını razı etmeye çalışmayın. Hayatınızın ibadet bölümlerine Allah’ı karıştırıp öteki bölümlerinde başkalarına söz hakkı vererek şirke düşmeyin. Hayatı parçalamadan yana olmayın. İslâm’ı bir bütün olarak kabul edin.
Namazı kılıyorsunuz, orucu tutuyorsunuz güzel; ama İslâm’ın tesettürünü de kabul etmek zorundasınız. Veya İslâm’ın ekonomisini de kabul etmek zorundasınız. Mîras konusunu da kazanma harcama anlayışını da kabul etmek zorundasınız… Yâni hayatın tümünde Allah’ın kulu olmak zorundayız.
Sadece inandık demek yetmeyecektir. Yani Rabbimiz İMAN AMEL BÜTÜNLÜĞÜ içinde İslâm’a girin diyor. İMANLARINIZLA, İDDİALARINIZLA HAYATINIZI VE AMELLERİNİZİ BARIŞTIRIN.
İman amel barışıklığı içinde İslâm’a girin. İnançlarınızla hayatlarınız başka olup içinizde ve dışınızda bir savaş yaşamayın. Hem Allah yolunda hem şeytan yolunda yürüyerek, hayatınızın bir bölümünde Allah’ın kulu, öteki bölümlerinde de başkalarının kulu ve kölesi olarak bir çatışma içine düşmeyin diyor.
Dikkat ederseniz sözünün başında Rabbimiz; Ey iman edenler! dedi. Sonra da İslâm’a girin! Buyurdu. Eğer bu iman edenlerden kasıt mü’minlerse zaten mü’min olan bu insanlardan niçin yeniden mü’min olmaları, İslâm’a girmeleri isteniyor?
Öyleyse anlıyoruz ki; Ey iman gösterisinde bulunanlar, Ey inandığını iddia edenler, Ey dilleriyle inandıklarını söyleyen; ama kalpleriyle inanmayan münafıklar veya ey sadece iman iddiasında bulunup da inançlarını amelle hayatlarında görüntülemeyenler amelinizle de bu imanlarınızı görüntüleyin demek olacaktır.
Âyet-i kerîme her türlü ayrılık, çatışma ve çekişmelerden uzak, toplumsal bir uyuşmayı, uzlaşmayı emretmektedir.
Müslümanlar bütünüyle İslâm’a davet edilirken, bir de aman ha şeytanın adımlarına uymayın diyor Rabbimiz. Çünkü o şeytan, sizin için apaçık bir düşmandır. Eğer onun yoluna uyarsanız, o sizi İslâm’dan uzaklaştırmak ister. Allah korusun siz de böylece uzaklaşır gidersiniz de kaybedenlerden olursunuz.
HafizanAllah.
Selametle Kalın
