KADINDAN GAZETECİ OLUR MU?
20.yüzyılın başlarında bu topraklarda çokça tartışılan bir soruydu bu…
Kadından gazeteci olur mu? Bu soruya Selma Rıza çok güzel cevap vermişti. Onun hayatına baktığımızda kadından sadece bir gazeteci olduğunu görmüyoruz. Kadın hem gazeteci olabilir hem de İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin tek kadın üyesi de olabileceğini görüyoruz. Bununla da yetinmiyor tabii ki… Selma Rıza, kadının küçümsendiği bir zaman diliminde bir kadının neler neler yapabileceğini göstererek günümüz kadınlarının çalışkan olmaları için ışık da tutuyor. Gelin hep beraber bu ışıktan biraz bahsedelim.
Selma Rıza, 1872 yılında İstanbul’da doğmuş, çocuk yaşta iyi eğitimler almış ve çok iyi derecede Fransızca öğrenmişti. Ağabeyi Ahmed Rıza olduğu için topluma göre şanslı sayılan birisiydi. Ahmed Rıza Paris’e gidince o da gizlice ağabeyinin yanına giderek İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olmuştu. Böylece İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ilk kadın üyesi olarak tarihe geçmişti.

Selma Rıza bu dönemlerde Fransızca çıkan Meşveret Gazetesi’nde ve Türkçe çıkan Şura-yı Ümmet Gazetesi’nde çalışarak yine bir ilke imza attı ve ilk Türk kadın gazeteci olarak tarihe geçti. Bu dönemde Uhuvvet isimli romanını yazarak kadın haklarını anlatmıştı. Ona göre eğer bir kadın başarılı olmak isterse asla önünde kimse duramazdı. Selma Rıza II. Meşrutiyet döneminden sonra İstanbul’a döndüğünde Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin genel sekreteri görevini yapmaya başlamıştı. Hayatının sonraki dönemlerinde Müslüman Osmanlı kadınlarının okuması için çalışmalara başladı. Hatta Türkiye’nin ilk kız yatılı lisesi olan Adile Sultan Sarayı’nın açılmasına öncülük etmişti. Eğer ömrü daha fazlasına yetseydi muhtemelen Türkiye’nin birçok yerinde daha fazla kız okulları açılacak ve kızların okuması için daha fazla çalışmalar yapabilecekti… Ancak Selma Rıza 1931 yılında hayata gözlerini yumdu…
Selma Rıza’yı gazeteci veya cemiyetin ilk üyesi olarak başarılı bulsak da aslında onun en büyük başarısı kendi dönemindeki çalışmaları değil hayatını okuduğumuzda bugün bile hala bizlere cesaret vermesidir… Çünkü bazı kadınlar kılıç ile savaşmadan da bir çağ açıp bir çağ kapatabilirler…
