Bunu Bir Müslüman Söyleseydi…

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

SOKRAT’IN CUMHURİYET YORUMU

Eflatun «Devlet» adlı kitabında Sokrat’ın, Cumhuriyetçileri eleştiren satırlarını naklediyor. Sokrat Cumhuriyetçileri o kadar güzel anlatıyor ki, sanki Sokrat Avrupa şehirlerinin birinde yaşayan yirminci asır genci gibi tenkit ediyor…

Sokrat, halkın doğrudan oy kullanarak karar aldığı Atina demokrasisine son derece eleştirel yaklaşıyor. Bu eleştiriler, günümüz cumhuriyet ve demokrasi anlayışlarını anlamak açısından hâlâ ders niteliğindedir.

Sokrat, devleti bir gemiye, yönetimi ise denizciliğe benzetiyor:

“Bir gemiyle yolculuğa çıkacak olsaydınız, geminin yönetimini kimin üstleneceğine nasıl karar verirdiniz? Gemideki herhangi bir yolcu grubunun oy birliğiyle mi, yoksa denizcilikten anlayan, rüzgârı, yıldızları ve rotayı bilen eğitimli bir kaptan tarafından mı? yönetilmeli ”

Sokrat’a göre devlet yönetimi de tıp veya denizcilik gibi bir uzmanlık işidir. Hiçbir eğitimi veya bilgisi olmayan kitlelerin sırf çoğunlukta oldukları için oy kullanarak devleti yönetmeye kalkışması, bir geminin kaderini denizcilikten anlamayan yolcuların oylarına bırakmak kadar tehlikelidir diyor.

Sokrat, yönetim biçimlerinin bir döngü halinde birbirini bozduğunu savunuyor. Ona göre aşırı özgürlük arayışı, kendi felaketini doğurur diyor.

Devleti yönetenler veya yurttaşlar, her türlü hazzı ve sevinci ‘iyi’ sayıp peşinden koşarlarsa ne olur?

Eğer cumhuriyetçilere, neşe ve sevinçlerin bir kısmı arzulardan ibarettir ve bunlar iyidir, hürmete şayandır, diğer bir kısmı da şehvetlerden ibarettir ve bunlar da kötüdür dense;

Birincisine gereği şekilde amel edip saygı göstermek, İkincisinden de nefret edip uzaklaşmak gerekir denildiğinde, bu cumhuriyetçiler, bu doğru kanunu kabul etmezler, hattâ kulak bile asmazlar. Bu hakikatleri onlara anlatacak olsanız, başlarını alaylı alaylı size çevirirler, bütün arzuların eşit olduğunu, hürmet bakımından aralarında hiç bir farkın bulunmadığını söylerler. Böylece günlerini şehvetlerinin pençesinde inleyerek geçirirler.

Bir gün olsun rahat yüzü görmezler. Onları bir gün oturmuş şarkı dinlerken, bir başka gün su ile iktifa edip oruç tutarken; bazen terbiye ve ahlâkın hudutlarına giren; bazen her şeyi bırakan miskin bir tembel; bazen bir filozof hayatı yaşayan, bazen siyasete atılarak yerine göre kalkıp nutuklar atan; bazen harp erkânını ve askerleri göklere çıkarıp onlara özenen, bazen çok kazanan tüccarlara gıpta ederek ticarete atılan bukalemun tıynetli kişiler olarak görürsünüz. Hayatlarında ne bir nizam ne de bir disiplin vardır. Fakat onlar bu hayatı çok hoş ve sade bulurlar, sonuna kadar yaşarlar.»

BUNU BİR MÜSLÜMAN SÖYLESE GERİCİ DERLERDİ…

Selametle Kalın

Bunu Bir Müslüman Söyleseydi…
0
Giriş Yap

Kriter Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!