ÖNCE MÜŞRİKTEN Mİ YOKSA ŞİRKTEN Mİ UZAKLAŞMAMIZ LAZIM?
İMAN başka bir yoldur, KÜFÜR başka bir yoldur, TEVHİD başka bir yoldur, ŞİRK başka bir yoldur. SÜNNET başka bir yoldur BİDAT başka yoldur. BU İKİ YOLUN BİRBİRİYLE BULUŞMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. BU İKİ YOL BİRBİRİNE PARALELDİR.
Kur’an-ı Kerim’e TEBERRİ ile ilgili ayetleri dikkatle incelediğimizde önce MÜŞRİKLERDEN ayrılış, sonra da onların taptığı ŞİRKTEN ayrılış vardır.
Kehf suresinde anlatılan Ashab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) kıssası, putperest (müşrik) bir toplumun içinde yaşamamak için şehirden ve o sistemin baskısından uzaklaşarak bir mağaraya sığınmalarını ve sistemden tamamen teberri etmelerini (kopmalarını) konu alır.
Benzer bir şekilde Tevbe Suresi 114. Ayet “İbrahim’in babası için bağışlanma dilemesinin sebebi, ona söz vermiş olmasıydı. Ama onun, Allah’a düşman olduğu kendisine açıkça belli olunca, ondan uzaklaştı. Kuşkusuz İbrahim, çok ince ruhlu ve yumuşak huylu birisiydi.”
Dikkat edilirse İbrahim as tağuttan önce onun yanında bulunan insanlardan uzak durmaya dikkat çekmiştir. Çünkü insanlar genelde kendi toplumunun insanlarından uzaklaşma hususunda büyük bir tereddüt yaşarlar. Akrabalık, komşuluk vb. bağların bulunduğu insanlardan beri olmak zordur. Bu ayette Allah cc İbrahim as ilk babasından teberri etmesini uzaklaşmasını istemiştir…
Kur’an-ı Kerim’de bu noktaya Tevbe süresinde yine dikkat çekilir:
“Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir.” (TEVBE 23)
MÜREKKEP toplumlarda bizim en büyük YANLIŞIMIZ; BİZ ÖNCE ŞİRKTEN BERİ OLUP MÜŞRİKLERLE tüm dostluk ilişkimizi sürdürmemizdir.
Allah’ın rahmetini üzerimize celp etmek istiyorsak, sırat-ı müstakim yolunda ayaklarımızın sabit kalmasını istiyorsak önce MÜŞRİKLERDEN olabildiğince uzak durmalıyız.
Nasihatim önce kendi nefsime.
Selametle kalın!
