BİR EVDEN BİR KURBAN YETER
Günümüzde idarecilik yapmak isteyenlere Sahabe döneminden 3 örnek.
Birinci örnek; Hz. Ömer, yaralanıp yatağa düştüğünde o gün için hayatta olan birçok sahâbî efendimiz ona ya birini ya da oğlu Abdullah b. Ömer’i kendisinden sonra halife olarak atamalarını istediler. Her seferinde Hz. Ömer, bu isteklerini geri çevirdi. Israrlar çoğalınca Hz. Ömer, tarihe geçen o sözünü söyledi: “Bir evden bir kurban yeter!”
Hz. Ömer, yönetme işinin çok ciddi bir sorumluluk olduğunu anlamış biri olarak diyordu ki: “Eğer bu idarecilik işi, iftihar edilecek bir iştiyse ben onu yaptım. Yok, bu iş, çok büyük bir sorumluluk ise ki öyle ben Adiyyoğulları adına bu vazifeyi yerine getirdim. Bundan dolayı bir evden bir kurban yeter!”
İkinci örnek; Ammâr b. Yâsir’den olacak…
Ammâr b. Yâsir (ra) Kûfe valisiyken Hz. Ömer (ra) tarafından azledilir. Daha sonra kendisinin yanına gelen Ammâr b. Yâsir’e Hz. Ömer: “Seni azlettiğime kızmadın değil mi?” diye sorunca cevap şöyle olur: “Beni valiliğe atadığın zaman sevinmedim ki azlettiğinde üzüleyim.”
Üçüncü örnek; Selmân-ı Fârisî’ye, “Seni emirlikten nefret ettiren nedir?” diye soruldu. Cevap şöyle oldu: “Emilmesinin tatlılığı ve kesilmesinin acılığı!”
Bu üç örnek de bizlere o kadar çok şey söyler ki… Ancak burada unutulmaması gereken önemli bir nokta var. Sahabenin bu zihin yapısını toplumda yeniden inşa ederek yöneticilerimizin ıslah edilmesi gerekir.
Elveda Koltuk!
Selametle kalın…
