BAŞLANGICIN BİR DAMLA SU SONUN İSE TİKSİNDİRİCİ BİR CESET
Aişe (ra) kendisine “Ey Allah’ın Rasulü! Sen yaslanır durumdayken yersen, senin için daha kolay olur” dedi. Bunun üzerine Rasulallah (sav) nerdeyse alnı yere değecek kadar eğildi ve “ bilakis ben kölenin yediği gibi yiyeceğim. Kölenin oturduğu gibi oturacağım. hiç şüphesiz ben Allah’ın bir kölesiyim” buyurdu.
“Ve Allah sizi analarınızın karınlarından öyle bir halde çıkardı ki hiç bir şey bilmiyordunuz, öyle iken size, işitme, gözler, gönüller verdi ki şükredesiniz.” (Nahl 78)
Biz annelerimizin rahimlerinde var olmadan önce sözü edilen bir varlık değildik. Toprakta bulunuyorduk, sonra Allah bizi yaratmayı dilediğinde bir damla su olduk, sonra pıhtılaşmış kan olduk, sonra bir çiğnemlik et olduk, sonra cenin olduk ve sonra dünyaya geldik. Siz hiç bir şey bilmezken Allah sizi analarınızın karnından çıkardı, şükrederseniz diye, kulaklar gözler ve kalpler verdi.
Ve şayet bir kadın kocasının ilgisizliğinden veya ondan yüz çevirmesinden korkarsa, artık ikisinin arasında sulh (anlaşma) yapılarak ıslah edilmesinde (uzlaşmasında) onların ikisine de bir günah yoktur ve sulh (anlaşma) daha hayırlıdır. Nefisler cimriliğe (kıskançlığa ve hırsa) hazır kılınmıştır (meyilli yaratılmıştır). Ve eğer ihsanla davranır ve takva sahibi olursanız, o takdirde, muhakkak ki Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır. (NİSA 128)
NEFİS KISKANÇLIĞA VE HIRSA MEYİLLİ YARATILMIŞTIR
Hasan Basri “Şayet insanın bütün söyledikleri doğru, bütün yaptıkları hayırlı ameller olsaydı hüsrana ermesi büyük olasılık olurdu. Kendisine nasıl hüsrana erer ki dendi oda kendini beğenirdi” dedi.
Noksanlık sahibi insanlar, KEMAL SAHİBİNİN katındaki hallerini gördüklerinde bu eksikliklerini kapatmak için KİBİRDEN yardım almaya çalışırlar.
Mülheb Bin Ebu Safra yolda böbürlenerek yürürken bunu gören Mutarrif Bin Abdullah;
-Allah’ı ve Rasulünü öfkelendiren bu yürüyüşte nedir? dedi.
Mülheb;
-Beni tanımıyor musun ?” dedi.
Mutarrif ;
-Elbette tanıyorum başlangıcın bir damla su, sonun ise tiksindirici bir ceset. Bu ikisi arasındaki yaşantın ise idrar ve pislikten ibaret” dedi.
Kendini beğenme aklın felaketidir…
Bir âlim şöyle söylemektedir. “ Riya insanları Allah’a ortak koşmanın bir çeşididir. Kibir ise nefsi Allah’a ortak koşmanın bir çeşididir.”
Mes’ûd tarafından rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Kalbinde hardal tanesi kadar iman olan hiç kimse cehenneme girmez. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan hiç kimse de cennete giremez. “ [Müslim, Îmân, 148]
Ebedî saadet için kalpteki imanın ne büyük bir cevher olduğunu, buna mukabil insanın ruhunu zehirleyen kibrin de ne kadar vahim bir ahiret felâketi olduğunu vurgulayan bu nebevî beyan üzerine ashabdan biri:
“−Ya Rasulallah! İnsan elbisesinin, ayakkabısının güzel olmasını istemez mi?” deyince, Resul-i Ekrem (sav) şu karşılığı verdi:
“−Şüphesiz ki Allah güzeldir; güzelliği sever. Kibir (ise nimetleri kendinden bilerek) hakkı inkâr etmek ve insanları küçük görmektir.” (Müslim, İman, 147; Tirmizî, Birr, 61)
Selametle Kalın!
