SHERLOCK HOMELESS İLE NASIL TANIŞTIM?
İtiraf edin başlığı görünce İskoç yazar Arthur Conan Doyle’un roman ve hikâyelerinde meydana getirmiş olduğu kurgusal karakter Sherlock Holmes’tan bahsedeceğimi düşündünüz.
Şimdi durdunuz ve başlığı tekrar kontrol ettiniz. Belki de yazım yanlışı yaptığımı düşündünüz. Zihniniz size bir oyun oynadı.
Bugün dünyaca ünlü roman karakteri dedektif Sherlock Holmes’u kaleme almak yerine farklı bir konuya değinmek istedim. Biraz ezberleri bozalım ve yeni bir dünyaya yeni bir pencere açalım.
“Sherlock Homeless İle Nasıl Tanıştım?” Hamza Bilgü’nün kaleme aldığı, kelime oyunlarını sıkça içerisinde barındıran ve okuyucuyu şaşırtan bir eser. Kitabın adından bile aslında okurken ters köşe olunacağı aşikâr. Ben de itiraf etmeliyim ki eseri ilk görünce dedektif Sherlock Holmes ile ilgili bir içerik bekledim açıkçası. Daha sonra dikkatli bakınca aslında yazar Hamza Bilgü başlıkta Holmes değil, evsiz anlamına gelen “homeless” kelimesini kullanmıştı.
Hamza Bilgü eserinde birbirinden bağımsız on bir öyküyü kaleme almıştır. Bu öykülerde farklı dönemler, farklı tipler –Fesleğen Ekrem, Sherlock Homeless, Paraşüt Mustafa, orkestra şefi Neşir Bey…- yer almaktadır. Son derece profesyonel bir üslup ve akıcı bir dil ile kaleme alınan bu eser araştırdığım kadarıyla ilgiyle karşılanmamış. Çok şaşırmadım açıkçası. Çünkü bu dünyada iyi olan ne varsa onun değeri bilinmez.
Kelime oyunlarını başarıyla kullanan yazar kitabın daha ilk sayfalarında bunu derinden hissettiriyor. Kullanmış olduğu “İs bırakanlar unutulmaz”, “Ferdinand Saussure’e uyguladığım sansür”, “Ezberimde gül oya” gibi başlıklar ve içerikler ile okuyucuyu bu dünyadan uzaklaştırıyor. Bu dünyanın hengâmesinden biraz olsun uzaklaşıp nefes almak isteyenleri “Sherlock Homeless İle Nasıl Tanıştım?” kitabını okumaya davet ediyorum.
