ZÜBEYİR OKUR
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “BAZI İNSANLARA GÜVENMEYECEKSİN!”

“BAZI İNSANLARA GÜVENMEYECEKSİN!”

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“BAZI İNSANLARA GÜVENMEYECEKSİN!”

Geçtiğimiz hafta İzmir’de meydana gelen taksici cinayetini diğerlerinden ayıran, katil tavsiyesi. Üzerinde çok düşünülüp, hepimize sorumluluk yükleyen; geç kalınmış olsa bile acil olarak önlem almamızı gerektiren bir ifade. Öncelikle “biz ne ara bu hale geldik?” diye sormadan edemiyor insan.

Yıllar önce İnönü Üniversitesinde görev yapan (yaşıyorsa Allah uzun ömürler versin) Prof. Dr. Mustafa AYDIN hocam, “bardağı taşıran ilk damladır” diye anlatırdı. İnsan ilişkileri açısından koyduğu bu teşhis zannedersem toplumsal hayat ve ahlaki kurallar içinde geçerli. Şoför kardeşimizin soğukta üşümesin, beklemesin diye insani duygularla aracına aldığı katilin durumu hepimizce malum meşhur bir kıssayı hatırıma getirdi:

Yaşlı bir adam çölde devesiyle yolculuk ederken yerde acılar içerisinde kıvranarak yardım isteyen birine denk gelir. Hemen devesinden inip yanına gelince yerdeki adam ihtiyarı alt edip devesini elinden alır. İhtiyar başlar ağlamaya. Bunu gören adam “ne kıymetli malın varmış, insan bir deve için ağlar mı?” diye dalga geçince; “ ben deve için ağlamıyorum. Bundan sonra çölde kimse ihtiyacı olana yardım etmeyecek. Onun için ağlıyorum. Sakın bu olayı kimseye anlatma!” der.

Hikâye gerçek midir bilinmez ama güven duygumuzun geldiği durum ortada. Güvenimiz kalmadığı için İnsan olmanın tabiatı iyilik, merhamet, yardımlaşma… gibi hasletler maalesef giderek azalmakta yerini şiddetle son bulan davranışlara bırakmaktadır. Böyle giderse bir sonraki aşama (Allah korusun) sokaklarda yalnız başına veya silahsız dolaşamamaya kadar gidecektir. Örnekleri hali hazırda çoğu metropolün bazı bölgelerinde görülmektedir.

Eskiden huzurla ve güvenle gezdiğimiz yerlere çocuklarımızı gönderirken “sakın yabancılarla konuşma, kimseden bir şey alma, yanına birisi yaklaşırsa ya da konuşmaya çalışırsa hemen koşarak kaç ve bağırarak yardım iste” diye tembihleyerek gönderiyoruz. Doğal olarak daha çocuk yaşta bilinçaltına kimseye güvenmeme ve tanımadığından korkma duygusu işleniyor. İleride birbiriyle iletişim kurmayan, paranoyak bir nesli bilinçsiz olarak mecburiyetten yetiştiriyoruz.

Diğer taraftan, hafta sonu cezaevinde sanığın ağır bir şekilde yaralandığı haberleri düştü ajanslara. Mahkûmların yaptığı bu davranış elbette ceza – adalet sistemi içerisinde hukuki anlamda kabul edilemez ama adaletin geç tecelli edeceği ya da yeterli ceza alamayacağı düşüncesinden midir bilinmez duyarlı vatandaşların yüreğine bir nebze olsun su serpti.

Bu acı olayın sevindiren tarafı ise; merhumun ailesine duyarlı vatandaşlarımızca yapılan yardımlar insanımızın güzel yüzünü, toplumumuzun ahlaki ve manevi temellerinin sağlam olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Peki, bu gibi olayların bir daha yaşanmamasının çaresi var mı?

İlk olarak cesaretle ve inatla; bu ve benzeri durumlarda olduğu gibi, tanıdığımız – tanımadığımız ihtiyacı olana iyilik yaparak, yardım ederek ve güven duygusunun temeli olarak selamı aramızda daha da yaygınlaştırarak işe başlayabiliriz.

Kalıcı çözüm ise her konuda olduğu gibi eğitimden geçiyor. Çeşitli sınavlarda yüksek puanlar alabilmek için gösterilen çabanın kat be kat fazlası insani ve ahlaki eğitimlerin daha etkili ve verimli verilmesi için harcanması gerekir diye düşünüyorum. Konunun uzmanlarına ve yetkililere her zamankinden daha fazla iş düşüyor.

“BAZI İNSANLARA GÜVENMEYECEKSİN!”
+ - 0

Giriş Yap

Kriter Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!